18 Ekim 2010 Pazartesi

Suçlu Ayağa Kalk! Frank sen otur...



Çok şey söylemek istiyorum ama nereden başlasam bilemiyorum.

Adnan Polat şaşırtıcı biçimde Kalli'yi getirdiğinde bu virüsün temizleneceğini düşünmüştük. Önce Ümit'e ayar verdi git kafanı topla gel diye, sonra Necati'ye kapıyı gösterdi, arkasından Sabri'yi kadro dışı bıraktı. Hani şu Lincoln'ün kaptanlığını kabullenemediğini ifade edince Florya'nın 5 kapısı işaret edilen Sabri.

Çok kızdık değil mi o adama? Hangimiz "Ne olmuş kuzeniyle oturmuşsa Lincoln" ya da "Hakan Şükür kızıyla uyumuş ne var yani, hatun mu atmış kampa" diye yakınmadık BJK maçının kadrosuna alınmadıklarında. Kaçımız hak verdi Kalli'ye? Bu nasıl disiplin? Futbolcu kampı mı, toplama kampı mı diyenler olmadı mı?
Peki Kalli'ni gidişiyle gelen şampiyonlukla sarhoş olmadık mı? Hangimiz dedik yapılan yanlıştı diye? Hangimiz Cevat Hoca sen çok yaşa demedi, ya da iyi ki gittin Kalli?
Yani demem o ki BİZ suçluyuz

Sonra yapılan kulisler, futbolcuların bu disipline baş kaldırması ve Adnan Polat'ın futbolcuların hatırı için, Galatasaray'ın bugünlerinin tohumlarını o zaman ekmesi. Bir şampiyonluk uğruna futbolculara GÜÇ SİZDE mesajı verilmedi mi? Siz isterseniz giderler, oynarsanız kalırlar denmedi mi? Hatta bu görüntülerden haberdar olan teknik direktörlere de bir mesaj sayılmaz mı bu? Önemli futbolcularla uğraşmayın, onları oynatın fazla ilişmeyin diye.
Yani ADNAN POLAT suçlu.

Şimdi mikrofon görünce bülbül kesilen Servet, o dönemde ön libero oynayıp Galatasaray rezil olduğunda ağzını açıp bir şey dedi mi peki? Doğru ya Kalli keşke 11 Servet'im olsa demişti. Ya da Kalli'nin disiplininden bunalanlar Skibbe ipleri gevşek bıraktığında hemen götü göbeği salmadı mı? Sahada 60dk koşunca dilleri dışarı çıkmadı mı? Profesyonel futbolcu olmanın ne demek olduğunu unutmadılar mı başı boş kalınca. Sonra tepki kendilerine dönmeye başladığında bu sefer de Skibbe'nin başını yemediler mi? Skibbe'nin yerine göz koyanlarla birlik olmadılar mı? Lincoln'ün beşte biri kadar yeteneğe sahip olmayanlar Galatasaray'ı aşağıya çekme pahasına, aldığı maaş üzerinden adama sırt çevirmedi mi? Zamanında GÜÇ BİZDE ARTIK diye naralar atanlar şimdi de aynı senaryoyu Rijkaard üzerinden oynamaya çalışmıyorlar mı? Baros, Kewell yürekten oynayıp tribünlerin sevgilisi olunca sahada her kavgada onları yalnız bırakmadılar mı. Caner'e, Serdar Özkan'a topu yuvarlayıp, Dos Santos'a Pino'ya gelince pas vermiycem diye top kaptırıp gol yememize sebep olmadılar mı?
Yani FUTBOLCULAR (önemli bir kısmı) suçlu.

Frank Rijkaard geldiği günden beri Galatasaray'ın atılım yapacağı korkusuyla uykusu kaçan medya mensupları, nasıl geçirdikçiler vs. daha adam tökezlemeden, yok idmanı uzaktan izliyor, yok B planı yok, yok daha önemli bir rakiple oynamadı GS diye bel altı vurmaya başlamadılarmı ilk haftadan. Yukarıda da bahsettim, Kalli'ye despot diyenler de bunlardı, maç öncesi kamp olmaz olur mu hiç diyenler de. Skibbe'ye karizmasız diyen de bunlar, Rijkaard'ı yumuşak bulan da. Galatasaray'dayken Emre'ye katil diyenler de bunlar, kolu yiyince terbiyesiz diyenler de bunlar, Fenerbahçe'ye transfer olduğunda Türkiye'nin en iyi orta sahası olduğunu iddia edenler de. Aynı amaçla taraftara kaptanını hedef gösterip bel altından vurmalarına sebep olanlar da bunlar. Türk halkının milli duygularını futbol üzerinden sömürüp Rijkaard'a vuranlar da bunlardı, milli takımı sabote etme pahasına Arda'ya bel altı vuranlar da.
Yani TARAFLI MEDYA suçlu

Sonra yönetim başta da başkan bu nasıl geçirdikçilere röportaj vermedi mi
Yani bunlar da suçlu.
Sonra Adnan Sezgin,ah o Adnan Szgin şu orta saha yokluğunda Cevad Prekazi'yi kovmaktan beter etmedi mi?
Sonra GSTV, GSBonus, GSMobile, TTArena peşinde koşturmaktan hem yönetim, hem topçular saha içinden çok saha dışıyla uğraşmadı mı?
Sonra GSTV'de bile anlaşılması güç bir şekilde maç sonrası programlara çıkanlar, tekrar ediyorum GSTV'de Rijkaard'a sallama cüretinde bulunmadılar mı?
Sonra yönetim TTArena'yı sahiplenme adına, iyi mali portreyi sahiplenme adına kendi arasında bölünmedi mi? Kişisel hırslarıyla kulübe zarar vermedi mi?
Sonra Futbol şubesi oyuncağa dönmedi mi?
Sonra,... daha ne olsun sonra, her türlü burada en büyük suç zaten yönetimin.
Ne basına diş geçirebildiler, ne futbolculara. Gerekli yerde masaya yumruk da vuramadılar, kangrene neşter de. Ama şu tabloda bırakp gitme olasılıkları sıfır. Ortaya suçlu olarak kimin atılacağı da belli.

Frank...

Sen de suçlusun Frank.

Sen burayı İspanya, Hollanda sandın. Senin yanına bu durumlar için birini koymayı akıl edemediler ama sen de suçlusun. Bizi insan sandın.

Sen suçlusun Frank, bizim gibi şişir topu ileri futbolu oynayan, hırsla, gazla kırk yılın başı yetenekli bir jenerasyon yakalayıp başarılı olan ancak sistemi olmadığı için asansör gibi bir aşağı bir yukarı giden bir ülkeye futbol oynatmaya çalıştın. O ülke ki top geçsin adam geçmesincilerin, penaltı penaltı gibi olmalıcıların ülkesiydi. Ve sahada top oynamaya çalışanları korumuyordu sistem.

Suçlusun çünkü bir kaç sene seninleyiz, sistem kuracağız, altyapı kuracağız diyenlere inandın

Sen suçlusun Frank. Futbolcularını profesyonel sandın. Geçen sene Caner'in seni nasıl sattığını göremedin, yetenekli ama formsuz dedin, biraz oynasa kendine gelir sandın, Servet dışarıda ne derse desin sahaya çıkıp elinden geleni yapar sandın Frank.

Ne desen anlayacaklar sandın, onları eğitmeye çalıştın, onlara öğretmeye çalıştın hep bir umutla, arkandan GSTV de bile yüzsüzce sallamalarına aldırmadan ve yine de formayı hakettiklerine inandığında forma verdin onlara. Sandın ki çalışırlarsa formayı alabileceklerine inanacaklar, sandın ki kamp yapmayınca onlara insan muamelesi yapıldığı için minnet duyacaklar.

Sandın ki sana yıllarca sözleşme önerecekelrini söyleyenler sözünün eri adamlar.

Gördün öyle olmadıklarını ama yine de satmadın hiç birini. Yönetim çalışıyor dedin, organize olacağız dedin, zaman lazım dedin, sandın ki geç de olsa öğretirim ben bunlara. Haa 1-2 defa dedin malzeme bu diye dayanamadın ve yine basın sana saldırdı topuyla tüfeğiyle.

Kimse durmadı arkanda Frank.

I love you Rijkaard diyenlerin gün gelip istifanı isteyeceğini bildiğinden büyütmedin gözünde, güldün geçtin.

Sen suçlusun, çünkü inandın Frank.
Çünkü şerefsizliğin itibar gördüğü bu ülkede haysiyetle çalışmaya çalıştın.
Olmadı.
Geç kalmadın, erken gelmişsin biz anlamamışız.
Sen otur Frank, biz bi 10 yıl dolaşıp gelelim...

2 yorum:

zeliha dedi ki...

en iyi yazın olmuş! (kendini anlattığının yeri ayrı tabi:))
TEBRİKLER!!!!

dt.ibo dedi ki...

teşekkürler efendim. Bu ilgiye layık olmaya çalışacağım :)